Rahman ve Rahim olan Allahın adı ile…

Yarattığı şeylerin zerrelerince O (celle ve ala)ya hamd olsun.

Salat ve selam da Şanlı Rasulüne, Al ve ashabına, yolunda ihlas ve sebatla yürüyen mümin kullarının üzerine olsun.

Ömrümüzde kaç ramazan yaşadık, bu kaçıncısı? Bir daha görür müyüz Ramazanı? Belki son yaşadığımızdır bu Ramazan. Geçen Ramazanda olan niceleri bu Ramazanı göremediler onların son Ramazanıydı. Ya bu Ramazan belki bizim için ve yine niceleri için son Ramazan olacak.

Her namazımızı adeta son namazımız gibi kılmamız gerektiği gibi, her orucumuzu da son orucumuzmuş gibi tutmalı her Ramazanı yaşadığımız son Ramazanmış gibi kıymetlendirmeli her anını kazanca çevirme gayretinde olmalıyız.

Oruç öyle bir ibadet ki her anımızda yerine getirdiğimiz bırakamadığımız bir ibadet. Hangi ibadeti uykuda bile ifa edebiliriz? yalnızca oruçtur cevabımız. Uyurken bile ibadet halinde olmak uyurken bile ecir kazanmak. Allahım! bu ne büyük lütuf ve kolay bir kazançtır SubhanAllah! Elhamdulillah!

Oruç, gün boyu kesintisiz süren, Rabbe ibadet halimizdir. Oruç içe dönüştür. Rabbinle başbaşa kalma, kendini yenileme nefsinin ruhuna tahakkümüne engel olmadır. Oruç Allah için nefse boyun eğdirme, nefsi dizginlemedir. Şehevi arzular, yeme içme, nefsi azdırır. İşte oruç gem vurur nefsin azmasına, nefsi hizaya getirir. Zaten o nefis değil midir, bizi günahlara sevkeden, ibadetlerde huşuya engel olan. İşte şimdi dizginlendi, oruç zinciri ile bağlandı nefis.

Artık namazlar, rükular secdeler daha bir başka güzel. Kuran daha bir tatlı geliyor dillere, yüreklere işliyor. Kuranla muhabbetimiz oruçla artıyor. Oruçla Nefsi arzular dizginlenince, ruhumuz Kuran sofrasında rızıklanıyor, Kuran azık oluyor ona aç gönüllere. Oruç ve Kuran, Kuran ve Ramazan… Nefsi istekler çekilmiş aralarından, Rabbimiz nefsimizi azdıran şeytanları, ve azgın cinleri zincirlemiş. Bütün zaman ve zemin adeta ibadet için, Rabbe boyun eğerek katında yükselmek, kıymetlenmek için yeniden dizayn edilmiş.

Hadis-i şerifte şöyle geçer:

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Ramazan girdiği vakit, cennetin kapıları açılır; cehennemin kapıları kapatılır; şeytanlar zincirlere vurulur! buyurdu.”1

Midelerle meşgul değil insan, zamanı ibadet için bereketleniyor Ramazanda. Oruçlunun nefsi şeytani zincirlerinden kurtulmuş. Onu sarmalayan o zincirler şimdi birer tutsağa dönüşmüş.

Sabır için yardım ediyor Allah (azze ve celle) sabra engel manileri kaldırıyor aradan. Oruçla öğretiyor sabrı, takvayı, tevekkülü, itaati ve bunlarla gelen saadetin lezzetini tattırıyor oruçlu kuluna. İftar sofrası bir müjdeye habercilik ediyor, bir sevince kapı aralıyor. O sevincin aslı ise Cennette bekliyor oruçlu kulları. Allah (subhanehu ve teala) saklı tutuyor oruç mükafatını.

Rabbim! Sen ne lütufkarsın itaatli kullarına SubhanAllah!

Zaten her nimet senin, hiçbirisi bize ait değil. Sen her türlü ihtiyaçtan münezzehsin. Bizim hiçbir ibadetimize de ihtiyacın yok. Yapmasak şanından hiçbir şey eksilmez. Ama Rabbim, yüceler yücesi Latif Rabbim! Ne çok değer veriyorsun bizlere. Allahım! Lütfu keremi bol olan cömert Rabbim! Bizler sana ne kadar şükretsek azdır. Şükürde aciziz, her taatte aciziz. Ama sen acziyetimizi biliyorsun, bire on, bire yüz,  bire bin ve daha fazlasını veriyorsun.

Ramazan gelince kullarına lütfun daha da artıyor. Her hayırlı amelimiz kat kat daha değerli oluyor. Ya oruç işte onu gizliyorsun, mükafatını saklı tutuyorsun.

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

‘Allah, Âdemoğlunun yaptığı her amel kendisi içindir, sadece oruç öyle değildir; o benim içindir; onun ecrini ancak ben veririm, buyurmuştur…”2

Ey Latif olan Allahım! Bu senin cömertliğinin başka bir alameti. Hesap edilemez bir mükafattır orucun mükafatı.Değerlidir ihlasla tutulan oruçlar. Bilmiyoruz karşılığını, ama onunla mükafatlanmak için, rızana nail olabilmek için vazgeçiyoruz nefsani her arzumuzdan.

Orucun bir diğer adı da “sabır”dır.

Bazı müfessirler, Allah (celle ve ala)nın

“Şüphesiz sabredenlere mükafatları hesapsız olarak ödenecektir.”3

mealindeki ayet-i kerimesinde geçen “sabredenler” den kastın oruçlular olduğunu beyan ederler.

Hayat zaten sabırdan ibarettir. Nedir sabır? Sabır sadece musibetlere mi sabır? Hayır musibetlere tahammül etmek sabrın kısımlarından çeşitlerinden biridisidir sadece. Aynı zamanda Sabır Allah (subhanehu ve teala)ya itaatte devamlı olmak, ibadetlerde azim gösterip devamlı olmak. Ömür boyu aralıksız, kesintisiz asla bırakılamayan namazda devamlı olmak, aksatmamak, gevşeklik göstermemektir.

Meymun bin Mihran sabır ikidir der ve şöyle devam eder:

“Musibet anında sabretmek güzeldir. Ne kadar ağır olursa olsun Allah tealaya itaatte sabretmek ise ondan daha faziletlidir.”

Sabır cephede, ribatta mücahid kardeşine tahammüldür. Emirinin Allah (azze ve celle)nin emrine ters olmayan her talimatını yerine getirmek, tahammül göstermek, mücahid kardeşlerine yardım etmek, onlara müsamaha göstermek, onlarla iyi geçinmektir.

Sabır, nimetlere sabır gösterip azmamak onları, o nimetlerin asıl sahibinin Allah (azze ve celle)nin rızasına uygun kullanmaktır.

Sabır çok sevdiğin malından Allah (subhanehu ve teala) için infakta bulunmak. Nimeti, nimeti verenin yolunda harcamaktır.

Sabır evlat nimetine sabır göstermek, onları Rabbe itaatkar kullar olarak yetiştirmek, yılgınlık göstermemektir.

Sabır Yusuf (aleyhisselam) gibi iffetli olmak helalinden başkasına bakmamak ilgi kurmamak, sabır zinaya yaklaşmamaktır.

Nitekim sabrı İbn Kayyım (rahimehullah )şöyle tarif eder:

“Sabır, Günahlardan uzak durup, farzları yerine getirmektir.”

Sabır en sıcak günlerde bile iffetinden, tesettüründen taviz vermemek, moda putuna boyun eğmemek, kınayanların kınamasına aldırmamak, Nur suresi 30 ve 31 in çizdiği edep, iffet sınırlarının dışına çıkmamaktır.

Sabır anne babaya itaat etmek, huysuzluk etseler de, senden, çok isteklerde bulunup seni yorsalar, bıktırsalar da “of” bile dememek gönüllerini hoş etmek, onların rızasını kazanarak Rabbi razı etmektir. Rabbimiz (azze ve celle) şöyle buyurur:

“Biz insana, ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır.”4

Sabır arayıp sormasalar da rahim bağlarını gözetmek, akrabalarına iyilik etmektir.

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

“…Allah şöyle buyurdu:
−(Ey akrabalık bağı!) Kim sana bağlı kalırsa, Ben de ona bağlı kalırım. Kim seninle ilgiyi keserse, Ben de onunla ilgiyi keserim!”5

Sabır fakir de olsan Allah (celle ve âlâ)dan ümit kesmemek. Sabır hasta da olsan Allah (celle ve âlâ)ya küsmemek -haşa buna hiçbir şekilde hakkımız yok- itaatte devamlı olmaktır.

Tebei Tabiiinin büyüklerinden Malik bin Dinar(rahimehullah) şöyle der:

“Ne kadar iyi amel varsa mutlaka önünde bir yokuş vardır. Eğer sahibi sabrederse onu rahatlığa götürür. Eğer telaş ederse (sabretmezse) geri döner (o amelde muvaffak olamaz).”

Sabır hayatın kendisidir. Sabredenler kurtulanlardır. İşte mübarek Ramazan sabrın zirvesidir. Oruç o sabır okulunun olmazsa olmaz dersidir. Oruç dersinden geçemeyenler Ramazan okulundan mezun olamazlar.

Oruç sabrın her çeşidi ile donatılmış hayat imtihanının hazırlık kampıdır. Oruçla sabır imtihanı zirvededir. Artık helal olan gıdalar bile oruçla haram olmuştur. Helal olan nefsani eylemler haram olmuş ertenmiştir.

Oruç bir ertelemedir. Oruç asıl lezzetin cennet lezzetleri olduğunun insana hissettirilmesi sabırla öğretilmesidir.

Oruç dünya hayatının geçici olduğunun farkettirilmesidir. Ey dünya! Sende olan nimetler güzel ama ben en güzel ve devamlı olana talibim. Oruç dilekçemle talebimi Rabbime sunuyorum. Bak işte oruçla kendimi tutuyorum, ne suyunu içiyorum ne yiyeceklerinden yiyorum, nefsi arzularıma, şehvetime gem vuruyorum. Ben Rabbimden bitip tükenmeyen cennet nimetlerini istiyorum demenin hal dilidir.

Ramazan okuluna talebe olabilmek Allah (subhanehu ve teala)nın inanan kullarına bahşettiği büyük bir lütuftur. Niceleri var ki bu nimetten bu hazdan mahrumlar. Onlar iftar sofrasının lezzetinden, Kuran sofrasının gönüllere huzur eken tadından mahrumlar. Biz de öyle olabilirdik. Allah (celle ve âlâ) hidayet etmese iman gibi büyük bir lütfa erişemezdik. Ramazanın orucun kıymetini bilelim. Ramazanı Kuranla, ibadetle, zikirle, dua, sadaka ve zekatlarımızla dolu dolu yaşayalım. Bunun için Allah (azze ve celle)ye niyazlarda bulunalım.

Allahım! Ey lütfu ve Keremi bol olan Rabbim! Bizi Ramazan saadetinden mahrum eyleme, gönüllerimizi sana itaatin sevinci ile doldur, yüreklerimize huşu indir, İbadetten tat aldır. Kalplerimizi Muhabbetinle doldur. Ramazanımızı Kadir Gecesini en kazançlı şekilde geçirmemizi nasip ederek taçlandır. Kadir gecesini ihyadan mahrum etme bizleri.

Ramazana ulaşıp oruç tuttuğu halde yanına açlık ve yorgunluktan başka birşey kalmamış, cehennemden azad olmamış gafillerden eyleme bizleri.

Allahım! bizleri şu ayetinde övüp müjdelediğin salih erkek ve kadınlardan eyle:

“Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar,
doğru erkekler ve doğru kadınlar,
sabreden erkekler ve sabreden kadınlar,
mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar,
sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar,
oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar,
ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar,
Allahı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”6

Allahım! Ömrümüzü Ramazan bilincinde yaşat. Bizlere ölümlerin en güzelini nasip et. Ölümümüzü kurtuluşumuz kıl. Reyyandan geçip oruç mükafatına erişen bahtiyarlardan eyle bizleri amin, vel-hamdulillahi Rabbil A-lemin.

Hatice Hayat CEMRE – Yazının orjinali burada


1) Buhari 3072, Müslim 1079/1203, Nesei 2096, Ahmed 2/357

2) Hadis-i Şerif / Buhari 1769, Nesei 2215, İbni Mace 1638, Abdurrezzak 7893, İbni Huzeyme 1896, İbni Hibban 3422, Beyhaki 4/304, Begavi 1710, Ahmed 2/237

3) (Zumer suresi/10)

4) Lokman suresi 14.ayet meali

5) Buhari 13/5988

6) Ahzab suresi/35.ayet meali